Kadıköy’ün Az Bilinen Tarihi Katmanları ve Hikayeleri - istanbultarih.net.tc

Kadıköy’ün Az Bilinen Tarihi Katmanları ve Hikayeleri

Kadıköy’ün Az Bilinen Tarihi Katmanları ve Hikayeleri

Kadıköy denince akla ilk olarak kalabalık sokaklar, vapur iskeleleri ve cafe dolu caddeler gelir. Ama bu semtin altında, binlerce yıllık sessiz hikayeler yatıyor. Kadıköy tarihi aslında Chalcedon’dan başlıyor. MÖ 7. yüzyılda Megaralılar burada bir koloni kurmuştu. Şehrin o dönemki adı “Körler Şehri” idi. Çünkü Megaralılar, karşıdaki Byzantion’u değil de bu tarafı seçmişti. Bu tercih tarihin en meşhur “yanlış kararlarından” biri sayılır.

Bugün Moda’dan Yeldeğirmeni’ne, Bahariye’den Rasimpasa’ya uzanan her sokak, farklı katmanlardan izler taşıyor. Bazıları taş bir kitabede, bazıları ise eski bir binanın sıvasının altında gizleniyor. Gelin birlikte bu az bilinen katmanları biraz aralayalım.

Chalcedon’dan Kalan İzler: Taşlar Konuşuyor

Kadıköy’ün tam merkezinde, eski bir apartmanın bahçesinde duran mermer bloklar var. Çoğu kişi fark etmez bile. Oysa bunlar antik Chalcedon’dan arta kalan nadir kalıntılar. Bir zamanlar tiyatro, tapınak ve surlarla çevrili bir kentti burası.

Rasimpasa’daki bir çay bahçesinin hemen yanında, toprak altından çıkan sütun başlıkları hala duruyor. 1950’lerde yapılan bir kazıda bulunmuşlar. Ne yazık ki büyük kısmı hala yer altında. Arkeologlar “bir gün ciddi bir kazı yapılırsa Kadıköy’ün tarihi yeniden yazılır” diyor.

Osmanlı Kadıköy’ü: Köşkler, Bahçeler ve Vapurlar

19. yüzyıla gelindiğinde Kadıköy artık İstanbul’un yazlık sayfiyesi haline gelmişti. Özellikle Yeldeğirmeni ve Moda’da ahşap köşkler birbirini kovalıyordu. Bazıları hala ayakta. Mesela eski Mühürdar’daki bir köşkün bahçesindeki asırlık çınar, o dönemden kalma.

Kadıköy tarihi yapılar arasında en çarpıcı olanlardan biri de Haydarpaşa Garı’nın hemen yanındaki eski İngiliz Hastanesi binası. Kullanılmıyor artık ama gotik mimarisiyle hala heybetini koruyor. İçerideki merdivenlerde adım attığınızda, 1800’lerin sonundan kalma tahta gıcırtısını duyabiliyorsunuz adeta.

Az Bilinen Bir Mekan: Özgürlük Parkı’ndaki Sır

Özgürlük Parkı’na gittiğinizde, denize doğru inen yolda eski bir su sarnıcı göreceksiniz. Çoğu kişi piknik masalarının arasında kaybolup gidiyor ama bu sarnıç aslında Bizans döneminden kalma. İçinde hala nemli bir hava var. Duvarlarında yosun tutmuş taşlar, kadim bir serinlik yayıyor.

Parkın biraz ilerisinde, 1920’lerden kalma eski bir Rum evi duruyor. Pencereleri kırık, kapısı kapalı. Ama çatısındaki kiremitler hala orijinal. Bir ara burada yaşayan Rum ailenin hikayesini dinlemiştim komşu teyzeden. Savaş yıllarında sessizce taşınmışlar. Ev hala onların eşyalarından izler taşıyor diyorlar.

Moda’daki Gizli Köşk ve Plaj Hikayesi

Moda’da denize sıfır bir noktada, eski bir ahşap köşkün kalıntıları var. 1900’lerin başında burada ünlü bir Rum banker yaşıyormuş. Köşkün bahçesindeki taş merdivenler hala denize iniyor. Bir zamanlar burada özel bir plaj varmış. İstanbul’un en seçkin aileleri yazları buraya gelirmiş.

Bugün o plajın yerinde sadece dalgaların sesi var. Ama merdivenleri tırmandığınızda, o eski ihtişamı hayal etmek hiç de zor değil. Rüzgar estiğinde, sanki eski gramofon sesleri geliyor gibi.

Yeldeğirmeni’nin Unutulmuş Değirmenleri

İsmini aldığı yeldeğirmenlerinden bugün neredeyse eser yok. Ama bir tanesinin kaidesi, Caferağa Mahallesi’nde bir apartmanın arka bahçesinde duruyor. 1700’lerde burada tam 7 yeldeğirmeni varmış. Un öğütür, rüzgarla dönerlermiş.

Semtin dar sokaklarında yürürken, eski Ermeni ve Rum evlerinin kapı tokmaklarına rastlıyorsunuz. Bazılarında hala orijinal işlemeler duruyor. 6-7 Eylül olaylarından sonra çoğu terk edilmiş. Geriye kalanlar ise sessizce tarihe tanıklık ediyor.

Kadıköy’ün Gizli Kiliseleri ve Ayazmaları

Çoğu İstanbullunun bile bilmediği bir ayazma var Kadıköy’de. Tam olarak yerini söylemek istemiyorum ama eski bir apartmanın bodrum katında. Merdivenlerden indiğinizde nemli bir koku ve eski bir su kaynağı sizi karşılıyor. Yerel halk hala buraya adak adıyormuş.

Ayrıca Surp Takavor Kilisesi’nin arka bahçesindeki mezar taşları da görülmeye değer. 1800’lerden kalma mezar yazıtları, semtin çok kültürlü geçmişini gözler önüne seriyor. Ermenice, Rumca ve Türkçe harfler yan yana.

Sokaklar ve Anılar

Kadıköy’ün en güzel yanı, her sokağın kendi hikayesini anlatıyor olması. Bahariye Caddesi’ndeki eski sinema binası, bugün alışveriş merkezi olsa da, 1950’lerdeki o büyülü havayı hala koruyor biraz.

Osmanağa Mahallesi’ndeki eski bir berber dükkanı var. Duvarlarında 70 yıllık fotoğraflar asılı. Dükkanın sahibi dedesinden kalan hikayeleri anlatıyor müşterilere. İşte Kadıköy tarihi tam da burada yaşıyor. Kitaplarda değil, insanlarda.

Eğer bir dahaki sefere Kadıköy’e gittiğinizde kalabalığın dışına çıkmak isterseniz, bu az bilinen noktalara bir göz atın. Belki bir sarnıcın yanında, belki eski bir köşkün bahçesinde, tarihin size fısıldadığını duyabilirsiniz.

Çünkü Kadıköy sadece bir semt değil. O, katman katman açılan, her seferinde yeni bir hikaye anlatan eski bir kitap gibi. Yeter ki sayfalarını çevirmesini bilelim.